En İyi Zombi Temalı PC Oyunları
Zombi temalı oyunlar mı arıyorsunuz? Heyecanınızı doruklara ulaştıracak bu yürüyen ölülerin bulunduğu oyunları teker teker inceledik.

PC'deki en iyi zombi temalı oyunlar hangileridir? Steam’de gezinirken zombi temalı birçok oyuna rastlamışsınızdır. Öldükten sonra dirilen bu akıl yoksunuz yaratıkları vurup öldürürken çok zevk alacağınız birçok PC oyununu sizler için sıraladık.

Zombie oyunları, hayatta kalma simülasyonlarından craft (inşa etme) oyunlarına kadar uzanan geniş bir aralığa sahip. Kule savunması ve kıyamet sonrası açık dünya oyunları da bunlara dahil.

Hazırlamış olduğumuz bu zombi oyunları listesinde neredeyse her türden zombi oyunu var. Black Ops 3'ün yüksek FPS deneyiminden tutun da The Walking Dead'in ve Resident Evil'in travma yaratıcı dehşet korkularının sardığı acımasız zombi oyunlarına kadar her şey bu listede. İşte PC'deki en iyi zombi oyunları.

WORLD WAR Z

WORLD WAR Z

World War Z bizi zombi istilası sonrasındaki bir dünyada hayatta kalmaya çalışan 4 kişilik bir ekibin içine dahil ediyor. Epic Games Store üzerinden erişilebilen oyun türüne göre son derece başarılı ve keyifli bir oynanış sunuyor. Eğer Left 4 Dead oyunlarını beğendiyseniz bu oyun da size göre.

Bölümler New York, Kudüs, Moskova ve Tokyo olarak ayrılmış. Her şehir 3 bölüme ayrılmış ve toplamda 12 bölümde oynayabiliyoruz. Daha önce bahsettiğim filme sadık kalan aksiyonu her bölümde hissedebiliyorsunuz. Silahlarınızın mermisi sınırlı sayıda o yüzden her atışınızı dikkatli yapmak zorundasınız. Çünkü bir süre sonra gelen zombilerin sayısı inanılmaz bir şekilde artıyor. Aklınıza gelebilecek her yerden zombiler koşarak üstünüze gelirken sağlam bir savunma yapmanız şart.

World War Z co-op zombi avlama türünde uzun bir süredir duyulan ihtiyacı gayet iyi bir şekilde karşılayan bir oyun. Farklı sınıf seçenekleri ile sıkılmadan bir süre ilginizi oyunda tutmayı başarıyor. Eğer arkadaşlarınız ile beraber girip kafa dağıtacak güzel bir oyun arıyorsanız bu oyuna bakmanızı öneririz.

DAYZ

DAYZ

Önce Arma II'nin modu olarak yapılması düşünülen, ancak daha sonra yoğun ilgiyle karşılaşan zombi temalı hayatta kalma oyunu DayZ şimdi de başlı başına bir oyun olarak karşımızda.

Devasa bir haritada arkadaşlarımızla oynayabildiğimiz yapımda amacımız zombilerden kurtularak hayatta kalmak. Ancak bu düşündüğünüz kadar kolay değil. Yaralandığımızda iyileşmek için bandaj bulmalı, zombileri öldürmek için ise kendimize silah ve mermi bulmalıyız. 

O devasa Chernarus haritasında, açık dünyasında; hayatta kalmak, karnını doyurabilmek, sağlıklı kalabilmek, ölmemek çok zor. Oyunculardan kaçmak veya onlarla savaşmak zorunda kalmak da cabası... 3 adımda DayZ’i anlatacak olursak bunlar şu şekilde olurdu; 1- Yiyecek-içecek ve silah bul 2- Zombileri ve oyuncuları hakla 3- Hayatta Kal.

Korku temasının da işlendiği yapımda yalnız kalmanız demek, başınızın belada olduğu anlamına geliyor. Siz siz olun, arkadaşlarınızın yanından ayrılmayın.

RESIDENT EVIL 7

RESIDENT EVIL 7

22 Mart 1996'da hayatına başlayan ve hayatta kalma-korku oyunları türünü adeta baştan yaratan ve bu türün başlıca kurallarını belirleyen Resident Evil serisi sonunda yeni nesilde de yüzünü gösterip bir kez hayatta kalma-korku türünün kurallarını bir kez daha belirlemeye geldi.

Oyunda bulunan savaş mekaniği sizi oldukça zorluyor. Nightmare Modunu bir kenara bırakalım, Normal modda sıradan bir düşmanı indirebilmek için en az on mermi harcamanız gerekbilir. Hem de kafaya! Üstelik bu atışlar sırasında tek bir mermiyi ıskaladığınız takdirde düşmanınız hızlı adımlarla size doğru gelip saldırmaya devam ediyor. Her atışı tutturmalı ve düşman ile aranızdaki mesafeyi sürekli açık tutmalısınız. Savaşlar dışında oyunda gizlilik mekaniği de büyük oranda kullanılmış. Çoğu zaman düşmanlarınızdan kaçmanızın yanı sıra onlardan saklanmanız ve eğilerek, sessiz bir şekilde etraflarından dolanmanız da gerekiyor.

Resident Evil 7'nin kaliteli bir hayatta kalma-korku oyunu olduğunu söyleyebiliriz. Serinin klasik oyunlarına büyük oranda benzerlik taşıyan Resident Evil 7, yeni-eski serinin tüm hayranlarını cezbedecek ve dolu dolu 10-12 saat yaşatacaktır. Ufak grafiksel hataları, oyunculuktaki bazı problemler ve önceden düzenlenmiş sahnelerin fazla belirgin olması gibi eksilere sahip olsa da genel anlamda çok kaliteli bir yapım.  O özlediğimiz Resident Evil tadını fazlasıyla vermeyi başarıyor.

RESIDENT EVIL 2 REMAKE

RESIDENT EVIL 2 REMAKE

Oyunun hikayesi, ilk oyundaki olayların 2 ay sonrasında geçiyor. Fareler yoluyla Raccoon City'ye yayılan virüs (G-Virus) insanları zombileştiriyor ve şehrin güvenlik güçleri de Polis Merkezi'ni toplanma alanı olarak kullanıp henüz salgına yakalanmamış olanları koruma altına almaya çalışıyorlar. Fakat işler planlandığı gibi yolunda gitmiyor. İlk oyundakinden farklı 2 karakter ile başlıyoruz hikâyeye; Claire Redfield -ki kendisi ilk oyun kahramanı Chris Redfield'ın kız kardeşi - ve çaylak polisimiz Leon S. Kennedy.

Bu gerilim yüklü oyunda hayatta kalma mücadeleniz zaman zaman düşmanlarınızın ellerinde sekteye uğrayabildiğinden ilk oynayışta haritanın belirli bölgelerini açtıkça oyunu kayıt etseniz iyi olur. Kayıt sayısı oyunun sonundaki dereceyi etkilese de bunu ilk seferinde o kadar da kafaya takmamak lazım, temkinli gitmekten ve sık sık kaydetmekten zarar gelmez. Nasıl olsa ikinci oynayışta bu konuda deneyim kazanmış olacaksınız ve hedeflediğiniz dereceye daha rahat erişebileceksiniz.

Bu oyun gerçekten çok başarılı bir yeniden yapım olarak çıkıyor karşımıza ve bundan sonrasında bu yönüyle bir referans noktası olacağını söylemek mümkün. Ama sadece bunun için değil, hayatta kalma unsurlarını iyi kullandığı, gerilim hissini gayet başarılı şekilde yaşattığı, günümüzde bu tarzda bir oyunun nasıl olması gerektiğine güzel bir örnek teşkil ettiği için de övgüyü ziyadesiyle hak ediyor.

CALL OF DUTY: BLACK OPS 4

CALL OF DUTY: BLACK OPS 4

Bir CoD oyunu olur da zombi modu olmaz mı? Zombi modu da şu an Black Ops 4'ün en çok oynanan oyun modlarından. Bu modda da ister yalnız, ister arkadaşlarınızla co-op şeklinde zombi avlamaya devam ediyorsunuz. Elbette yeni oyunun doğası gereği zombi modu da elden geçirilmiş ve ek yetenekler eklenmiş. Eskisine oranla daha hızlı bir oynanışın sağlandığını söyleyebiliriz. Oyunun zombi modunda yine puyan kazanıp, elde ettiğiniz puanlarla yeni silahları ve haritada yeni bölgeleri açabiliyorsunuz.

PROJECT ZOMBOID

PROJECT ZOMBOID

Project Zomboid bir zombi oyunu fakat bildiklerinizden değil. Bu oyunda ateşli silahlar, bol vahşet, kan, uçan kafalar, görevler yok. Bu oyun aslında olabildiğince simülasyon şeklinde yapılmış.

Oyuna ilk girdiğiniz de genellikle evde başlıyorsunuz. Oyun sessiz olma, dikkatli olma, gerekmedikçe risk almama ve yaşam kurabileceğiniz bir mekan bulma üzerine. Aslında buk adar az değil fakat başlangıç olarak bunlara odaklanmanız yeterli.

Mesleğinize göre yanınızda taşımanız gereken şeyler var. Mesela marangoz mesleğini seçtiyseniz çivi, çekiç gibi malzemeleri yanınıza alsanız iyi olur. Fakat bunlar başlangıç için. Zaten kendi güvenli mekanınızı oluşturduğunuzda oyunda daha çok tecrübe edindiğinizde bu tip eşyalara siz karar vereceksiniz.

Yaralandığınız zaman yaranın üzerini bandaj ile kapamanız gerekiyor. Eğer kanamanız varsa bu bandajları değiştirip bir muslukta yıkayarak tekrar sarmanız gerekiyor. Korku durumlarında sessiz sakin bir yerde, kapalı bir yerde beklemeniz gerekiyor. Project Zomboid bir hayatta kalma oyunu. O yüzden hayatta kalın.

STATE OF DECAY 2

STATE OF DECAY 2

State of Decay 2’nin hikâye odaklı açık dünya zombi oyunu olmadığını bilmeniz gerekiyor. Yine ortada zombiler tarafından işgal edilmiş bir dünya var ama State of Decay 2’nin odak noktası sunduğu hikâye değil. Oyun, oyunculardan kendi hikâyelerini yaratmalarını istiyor. Bunu da içine yüzlerce loot’lanabilir ev koyduğu üç farklı haritayla yapıyor. 

Oyunda NPC'ler var fakat bunlar önceden yaratılmış, üzerlerinde yapımcıların zaman harcadıkları, özel karakterler değil. Tıpkı oyunun görev ve loot sisteminde olduğu gibi, hem başkarakterler hem de NPC’ler her yeni oyuna tıkladığınızda rastgele (daha doğrusu ‘prosedüre dayalı üretim’ deniliyor buna) olarak yaratılıyor. Başlangıç karakterlerinizi rastgele tuşuna basarak, istediğiniz becerilere sahip olanlar gelene kadar yenileyebiliyorsunuz. İyi bir takım kompozisyonu oluşturduğunuzu düşündüğünüz zaman da, ver elini kıyamet sonrası açık dünya.

Oyunun özetini yapacak olursak şunları söyleyebiliriz: Yağmalama, üs kurma, plague heart, istila, NPC’ler. Şimdi bunları tek bir havuza koyun ve sırasıyla ikişer ikişer çekmeye başlayın. Bu size oyunun tüm döngüsünü ve sunabileceklerini gösterecektir. Oyunun tüm yapısı rastgele görev ve oynanış döngüsü yapısına bağlı olduğu için hiçbir görevin arka planı yok, hiçbir karakterin anlamlı diyaloğu yok.

KILLING FLOOR 2

KILLING FLOOR 2

Killing Floor, 2009 yılında oyunculara adrenalin dolu kooperatif hayatta kalma atmosferini yaşatmak için PC platformunda çıkış yapmıştı. Çıkış yaptığı günden itibaren yoğun ve olgun PC oyuncularının beğenisini kazanan Killing Floor, modlar ve çeşitli oyuncu tabanının yarattığı eklentiler ile günümüze kadar istikrarlı bir oyuncu nüfusu seyretti. Yapımcı Tripwire Interactive, Killing Floor’u yeni nesil konsolların çıkmasıyla beraber tekrar, baştan yaratarak önümüze sunma kararı almış ve bizlere Killing Floor 2’yi hazırlamışlar.

Oyuna ilk girdiğiniz andan itibaren sizlere öğretilen ve bilmeniz gereken tek şey var. Düşmanlarımız, ters gitmiş bir deneyin sonucu olarak insanları hızlı ve özel güçleri olan zombi benzeri ‘Zed’ adı verilen yaratıklar. Bizler de oyuncu olarak şu noktaya kadar hayatta kalmış olan ve Zed’leri yok etmekte başarılı olan bir ekip olarak maç öncesi seçtiğimiz kısa (4 raunt), orta (7 raunt) veya uzun (10 raunt) süre boyunca hayatta kalıp, bölüm sonu canavarını da öldürerek başarı elde etmemiz.

Hayatta kalma oyunlarında, gerek Left 4 Dead gibi nişancı olsun gerek Resident Evil gibi hikaye izlesin, en önemli unsur canımızın dolu olmasıdır. Killing Floor 2’de işler biraz değişiyor. Q butonuna basmamızla birlikte kendimize iğne vurarak 20-30 birim can doldurabiliyoruz.

DEAD ISLAND

DEAD ISLAND

Öncelikle şunu belirtelim ki Dead Island kesinlikle basit bir oyun değil. Alışkanlık gerektiren bir öğrenme eğrisi var oyunun. Öyle hemen elinize silah alıp zombilerin arasında dalmayı unutun. Oyunda seçebileceğini dört karakter bulunuyor ancak bu karakterleri birbirinden ayıran keskin çizgiler yok. Xian Mei, Purna, Logan ve Sam B birbirinden alakasız olarak adada bulunan ilginç karakterler. Her birinin hikayesi ayrıca yazılmış ve renkli arka plan hikayelerine sahip olsalar da oyundaki özellikleri bakımından çok farklılık göstermiyorlar.

Tüm görevler ağır bir RPG oyununun uzun süren quest’leri gibi oynanıyor. Örneğin, basit bir kurtarma operasyonu gibi görünen bir görev boyunca birkaç defa ölüp tekrar respawn olmanız işten bile değil. Bu nedenle önce elinizdeki silahları bir gözden geçirmeli, en güçsüz silaha bile tenezzül etmeli ve çok dikkatli ilerlemelisiniz. Oyun ağırlıklı olarak yakın dövüşle geçiyor (melee combat). Zombiler aniden etrafınızı sarmakta çok başarılı olduklarından kazma, kürek ne bulursanız dalıyorsunuz. Fakat her silahın bir dayanma gücü bulunuyor. Bu noktada devreye bir eşya yönetim sisteminin girdiğini söyleyebiliriz. Çünkü bir noktadan sonra tüm silahlarınız eskiyor veya tamir edilmeleri ya da değiştirilmeleri gerekiyor. Yine tüm silahların bir seviyesi bulunuyor. Yani silahlarınızın hepsi de aynı güce sahip olacak diye bir şey yok. O nedenle bir düşman grubuna dalmadan önce silahınızın gücünü ve dayanıklılığını gözden geçirmeniz gerekiyor.

DYING LIGHT

DYING LIGHT

Oyunu oynarken aklınıza hemen Dead Island geliyor. Techland’ın 2011 yılında piyasaya sürdüğü Dead Island, zombi oyunları arasında çok başarılı örneklerden bir tanesiydi. Dying Light, o oyunun devamı niteliğinde olmasa da büyük benzerlikler olduğunu söylemeden geçmemek gerek. Stüdyo ilk oyununa açık dünya, birinci kişi bakış açısı, parkur ögeleri ve olabildiğince eğlence koymuş durumda. Tüm bunların üstüne AAA oyunlarının genel özellikleri de eklenince zombi oyunları için yeni ve güzel bir deneme olduğunu söyleyebiliriz.

Oyunla ilgili değinmemiz gereken ilk durum sanırım içinde bulunduğumuz şehir. Yapımcılar beklenmedik şekilde oyunun Harran’da geçeceğini duyurmuşlardı. Dünya üzerinde Harran ismine sahip tek bir şehir olduğunu düşünürsek Türk oyuncular olarak oldukça heyecanlanmıştık. Oyuna dair videolar gelmeye başladıkça burasının bildiğimiz Harran olmadığını fark ettik. Yapılan açıklamaları takip ettiğimizde oyunun İstanbul’dan esinlenilmiş bir şehirde geçtiğini öğrendik. Şehir İstanbul’dan esinlenilmiş ve Harran ismi verilmişti.

Çok alengirli bir hikaye sizleri beklemiyor. Oyuna başlarken bir uçaktan şehre atlıyoruz. Bizi kurtarmaya gelen insanların yardımıyla hayatta kalsak da zombi virüsü kapmaktan kurtulamıyoruz. Şehirde hayatta kalanların merkezine ayak basmamızla birlikte hikayemiz de başlıyor.

LEFT 4 DEAD 2

LEFT 4 DEAD 2

Etrafınız zombi‘lerle sarılmış ve hayatta kalmanız hiç tanımadığınız dört insanla ortaklaşa çalışmanıza bağlı. Bildiğiniz tüm uygarlık artık geçmişin tatlı anıları haline gelmiş. Arkadaşlarınız ve aileniz ise sizi canlı canlı yemeye çalışan yaşayan ölülere dönüşmüşler.

Half-Life yaratıcılarının yaptığı bir oyun zaten, andırıyor da. Önceden Half-Life, Counter-Strike vb. oyunlar oynadıysanız size çok da zor gelmeyecek. Ama o oyunlara göre yinede zor diyebilirim.

Neticesinde Resident Evil ve Half Life karışımı bir oyun işte. Ama her ikisinden de bir tık daha zor. Resident Evil kadar da çok korku öğesi barındırmıyor. Onun kadar senaryo öğesi de barındırmıyor. Yani bu oyundan bir film çıkmaz. Zevk için takılmalık oynayacaksanız oynayın.

THE WALKING DEAD

THE WALKING DEAD

Öncelikle aklımızdan çıkarmamamız gereken şey, oynanışa göre şekillenen bir hikayenin olduğu. Oynanışın ise en az %60'lık bir kısmını diyaloglar oluşturmakta. Diyaloglar sonucu karakterimize kazandırdığımız kişilik beş bölüm boyunca etkisini sürdürüyor. İnsanlara karşı takındığımız tavır ise arkadaşlarımızı ve düşmanlarımızı belirliyor. Çoğu bölümde bulunan hayat kurtarma sekanslarında ise genellikle yardıma muhtaç iki kişiden birini seçmek durumunda kalıyoruz ve dolayısıyla önümüzdeki bölümlerde yanımızda kimlerin olacağına da bir nevi biz karar vermiş oluyoruz.

Genellikle tuşlara hızlıca basmaktan ibaret olan aksiyon sahnelerinde ve tüm adventure oyunlarından aşina olduğumuz, nesnelerle etkileşime geçebildiğimiz araştırma bölümlerinde neredeyse hiçbir kontrol sorunu veya oyun içi bug yok. Oyun boyunca karşıma çıkan tek problem ise bazı diyaloglarda oyunun bize verdiği sürenin çok kısa olmasıydı. Beş bölüm boyunca belki de sadece dört-beş kez başımıza gelen, daha soruyu bile tam okuyamadan ciddi bir karar vermek zorunda olduğumuz bu anlar, "Bu kadar kusur The Walking Dead'de de olur." cümlesini akıllara getiriyor.

Arkadaşlık, merhamet, çaresizlik, gizem ve korku gibi çok çeşitli duyguları aynı anda yaşatabilen, çok yönlü yapısı gereği en az birkaç kez farklı seçeneklerle oynanmayı hak eden, finali hafızalara kazınan bu baş yapıtı herkesin oynaması gerektiğini düşünüyoruz. Bu konudaki düşüncelerimizde yalnız olmadığımızı, oyunun kazandığı 80’den fazla ödül de zaten göstermekte. Çizgi romanını veya dizisini takip edenlerin zaten kaçırmadığını düşündüğümüz The Walking Dead serisini tüm oyunculara şiddetle öneriyoruz.

ZOMBIE NIGHT TERROR

ZOMBIE NIGHT TERROR

Zombie Night Terror anlayacağınız üzere Lemmings tarzı müthiş eğlenceli bağımsız bir oyun. Uzun zamandır bu tarzda başarıyla yapılmış bir oyun pek görmüyorduk. Elinizde aynen Lemmings kadar beyinsiz olan zombiler var ve insan beynine fazlasıyla açlar. Amacınız her haritada belli bir sayıda insanı zombiye çevirip bazen de elinizdeki zombileri bir sonraki alana taşıyabilmek.

Bu iş başlarda kolay görünüyor. Sadece zombi virüsünü masum insancıklara (Bazen de kötü mafyalara) enjekte ederek başlıyorsunuz ve arkanıza yaslanıp ortalığın cehenneme dönmesini izliyorsunuz. Haritalar karmaşıklaşmaya başladıkça ve karşınıza zombilere kafa tutan eli silahlı insanlar çıktıkça oyun biraz daha zorlaşıyor.

Birçok bağımsız strateji oyunu derinlikten mahkumken Zombie Night Terror bu konuda tam puan almayı başarıyor. Oyunun bulmacaları çözmek için sunduğu bütün oyun içi unsurları gerçekten iyi bir şekilde kullanmanız gerekiyor. Oyunun dinamikliği sayesinde ortaya birden çok çözüm ve sizi yeniden oynamaya itecek durum ortaya çıkıyor.

Zombie Night Terror’un formulü basit ve çok yerinde: Konsept olarak Pandemic ve Infectoid, oynanış olarak Lemmings ve hissiyat olarak da biraz Dungeon Keeper. Kısacası son zamanların en eğlenceli, en hareketli ve en yerinde tasarlanmış bağımsız oyunlarından biri. Birazcık ilginiz varsa bile kaçırmayın.


Bunlarıda görmek isteyebilirsin!

Facebook Yorumları